Badgeville’in Engage London #Gamification Etkinliğinin Ardından…

Brewing Beans Aslında bu yazıya Londra’dan dönerken uçakta başlamıştım ama bir türlü devam edecek vakti bulamamıştım. Sonunda sıcak bir kahve eşliğinde notlarımı toparlamaya karar verdim. :)

Engage London 2013, global oyunlaştırma sektörünün lider firması Badgeville’in ilk kez Amerika dışında düzenlediği, dolayısıyla şirketin de ilk uluslararası gamification etkinliği… Badgeville yöneticilerinin kalabalık bir ekiple geldiği bu heyecan verici organizasyonda, Badgeville’in EMEA Genel Müdürü Scott Schnaars, hem Amerikalı iş arkadaşlarına, hem de aralarında benim de olduğum Avupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen meslekdaşlarına evsahipliği yaptı. Dopdolu geçen etkinlikte sektörün önemli konuşmacıları, kendi oyunlaştırma hikayelerini anlattılar; markalarının iş hedeflerine ulaşmak için oyunlaştırmayı nasıl kullandıklarını örneklerle açıkladılar. Paneller ve workshop’lar da hareketli, zengin ve akıcı bir içerik sundu tüm katılımcılara. Daha önce ünlü oyun firması Electronic Arts‘ta Executive Producer olarak görev yapmış, Badgeville’in Prodüksiyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Steve Sims‘in workshop’ı, bana göre, sektörün en motive edici, en ilham verici sunumuydu. Sims’in olağanüstü enerjisi, oyunlaştırmayı anlatırken duyduğu heyecan, hepimize, tüm dinleyicilere Badgeville bulaştı. Workshop hiç bitmesin istedik. ;)

Etkinlik boyunca pek çok marka temsilcisi ve ajansla tanışma fırsatı buldum. Hepsi birbirinden ilginç projeleri paylaşıyor, kendi pazarlarında yaşadıkları zorlukları, fırsatları anlatıyorlardı. Bir kez daha biz Türklerin “ama biz çok farklıyız, bizim ülkemizde işler çok farklı” teşhisinin ne kadar sıradan, boş bir tespit olduğunu gördüm. Avusturya, Londra, İtalya, İsviçre, Polonya, İspanya, New York… Birbirinden ilginç, farklı oyunlaştırma, sosyal sadakat, dijital pazarlama hikayeleri… Ve hepsinin içinde tonlarca benzerlikler, alınacak benzer dersler…

Ben, Badgeville‘in Türkiye temsilcisi Pixelplus‘ın Türkiye pazarında başladığı projeleri, yaşadığımız deneyimleri paylaşmak üzere ajans paneline davetliydim. Şüphesiz pek çok Avrupa ülkesi ile birlikte en yenilikçi dijital pazarlar arasında Türkiye’nin bulunması çok gurur vericiydi. Panelde benimle birlikte ev sahibi İngiltere pazarından örnekleri ve İsviçre’den Danone’nin nefis oyunlaştırma projesini dinledik. Üç ajansın oyunlaştırma dünyasına adım atan markalara ve yöneticilere tavsiyeleri, ipuçları kısmı da oldukça ilgi gördü. Panelden önce, Badgeville’in Pazarlama Direktörü, güleryüzlü ve becerikli moderatörümüz Adena DeMonte ile hep birlikte yaptığımız provalar çok işe yaradı; panel bittikten sonra yanımıza gelip merakla daha fazla bilgi almak isteyen dinleyicilerle sohbet etmek ayrı bir keyifti.

Badgeville’in Avrupa’daki ilk etkinliği Engage London 2013′e olan ilgi, Gartner Research’ün  2014′e kadar The Forbes Global 2000‘de yer alan firmaların %70′inden fazlasının oyunlaştırma kullanacağını öngörüsünü doğrular nitelikteydi. Gece, pazarlama profesyonellerinin hararetli sohbetleri eşliğinde, tadı damağımızda bitti. Bir sonraki “Engage Istanbul” olsa dedirterek…

http://karakagit.blogspot.com/

karakagit.blogspot.com/

Posted in Gamification | Tagged , , , , | Leave a comment

#Oyunlaştırma ve Pazarlama – Bahçeşehir Üniversitesi Oyun Atölyeleri

10 Temmuz 2012′de Bahçehir Üniversitesi’nin başlattığı Oyun Atölyeleri kapsamında oyunlaştırma üzerine yaptığım konuşmanın video kaydını paylaşmak istiyorum. Bu konuşmada oyun ve oyunlaştırma arasındaki fark üzerine konuştuk, örneklerle ayrıştırmaya çalıştık. Özellikle dinleyicilerin soru ve cevaplarıyla hem keyifli hem de daha açıklayıcı olduğunu düşünüyorum. Oyunlaştırma ve pazarlama arasındaki ilişki de yine bu konuşma sırasında ele aldığım bir diğer önemli ana başlıktı. Konuşmamda genel olarak gamification akımına, Türkiye’de ve dünyada sektörden gelişmelere ve örneklere yer vermeye çalıştım.

 

Posted in Gamification | Tagged , , , , | Leave a comment

“Biz de Bir Oyunlaştırma Projesi Yapalım” Diyorsanız (2/3)

Bu yazı dizimin ilk bölümünde,  markaların gamification (oyunlaştırma) projelerine hangi temel sorularla başlamaları gerektiğine değinmiştik. Bu aşamada en önemli soru, işlemek istediğiniz fikre ve formata karar vermektir. Eğer belirli süreli bir kurguyla ilerlemek istiyorsanız, yazımın ilk bölümününde “Kampanya bazlı oyunlaştırma” başlığı altındaki örnekler ve açıklamalar size fikir verecektir. Öte yandan tıpkı bir sadakat programı gibi uzun soluklu bir dijital pazarlama çalışması yapmak istiyorsunuz, aşağıdaki formatı izlemelisiniz.

2) Uzun süreli davranış yönetimi bazlı oyunlaştırma: Bu seçenek üzerinden bir proje geliştirmek istiyorsanız, artık kısa vadeli kampanya kurgularından ve hedeflerinden uzak durmanız gerekir. Dilerseniz dönemsel kampanyalarınızı, bu tip uzun soluklu oyunlaştırma projenize dahil edebilirsiniz. Akıllıca yapıldığında hem ana platformu hareketlendirir hem de dönemsel kampanyadan alacağınız verimi katlar ancak projenin kendi yaşam döngüsü ve hedefleri çok daha uzun süreli beklentiler içermelidir.

Bu tip projelerde, sadakat programlarına çok benzer şekilde mimimum bir yıla bakmak iyi olacaktır. Böylece yapacağınız yatırımın geri dönüşünü ölçecek ve katlayacak zamanınız olur. Oyunlaştırma katmanını ekleyeceğiniz dijital platform, bu sayede sizin için çok önemli bir veri tabanına dönüşür. Üzerinde, mevcut ve potansiyel müşterilerden oluşan bir topluluk vardır. Bu topluluğu tanıdıkça ve davranışlarını izleyip ölçümleyebildikçe  sürdürülebilir etkileşimi yakalarsınız, Üstelik kullanıcılarınızın markanızla, ürün ya da hizmetinizle yaşadığı dijital deneyimi sürekli iyileştirme fırsatınız da olur. Normal şartlarda kullanıcıları nasıl motive edeceğinizi, müşterilerinizin ilgilenmesini nasıl sağlayacağınızı bilmediğiniz süreçleri, oyunlaştırma yazılımlarının sağladığı altyapı üzerinde yakalayabilirsiniz.

Tam bu noktada, gamification/oyunlaştırma altyapısı dediğimizde, neyi kastettiğimizi detaylandırmak doğru olacak. Oyunlaştırma hizmetini aldığınız firmanın bu konuda ne kadar yetkin ve deneyimli olduğuna bağlı olarak, bu firmadan kapsamlı bir yazılımın lisansını satın alırsınız ve bu yazılımı oyunlaştırma yapmak istediğiniz dijital platformun üzerine kurarsınız. Eğer bu platform, müşterilere yönelik bir alansa web sitesidir. Çalışanlarınıza yönelik bir platform ise, örneğin, kurumiçi eğitim platformudur.

Kritik unsurlardan biri, platforma gelen ziyaretçilerin tanınması ya da login olabileceği bir yapı olmasıdır. Aksi takdirde kullanıcı bazında davranış takibi ve bu davranışların yine kullanıcı bazında motive edilmesi mümkün değildir. Öte yandan kullanıcıyı tanımak tüm dijital pazarlamacıların hayalidir zaten. Oyunlaştırmanın, her zaman söylediğimiz akıllı ve doğal kurgular içinde “login davranışı”nı çok başarılı şekilde motive etmesi, kayıtlı kullanıcı adetlerini artırması da bir başka önemli faydasıdır.

Müşterilere yönelik sayısız oyunlaştırma örneği var aslında. Samsung’un sosyal sadakat programı kapsamında oluşturduğu Samsung Nation isimli platform, içerdiği pek çok başarılı oyun mekanizması açısından oldukça zengin bir örnektir.

Welcome to Samsung NationSamsung sahiplerinin ürünlerini bu platforma gelip kaydettirmesiyle başlayan etkileşimleri, Samsung’un platform üzerinde yapılmasını istediği pek çok davranış kurguları ile devam eder. Platformun, sıkıcı bir ürün kayıt alanından çok farklı ve zengin olduğu, sitenin karşılama sayfasından bile bellidir. Kullanıcı, ürününü kaydetmekle birlikte, artık ait olacağı dijital topluluğa sunulan faydalardan haberdar olur. Oyun mekanizmalarının tipik örneklerinden olan skor tablosundan, sosyal web’in standart unsurlarından “kim, ne zaman, ne yapmış” bilgisine kadar çok çeşitli içerikler, rozetler, sürpriz fırsatlar ve faydalar, bu oyunlaştırılmış sosyal sadakat platformunu tamamlar. Platformun üzerinde kurulan oyunlaştırma ya da daha gelişmiş adıyla davranış yönetim motoru ise tüm bu dinamiklerin işlemesini, takip ve analizini mümkün kılar.

Samsung Nation projesi ile ilgili daha fazla bilgi için buraya bakabilirsiniz.

Competition

Devamı: Oyunlaştırma Projesi Boyunca Sizi Neler Bekliyor? (3/3)

Posted in Gamification | Tagged , , , , | 1 Comment

“Biz de Bir #Oyunlaştırma Projesi Yapalım” Diyorsanız (1/3)

Gamification (oyunlaştırma) uygulamalarının ülkemizde de gördüğü yakın ilgi, uzun süredir pek çok markanın dijital pazarlama departmanlarını meşgul ediyor. Markalar oyunlaştırmanın topluluk yaratma, sadakat, sürdürülebilir etkileşim gibi önemli konularda sunduğu nimetlerden nasıl faydalanacaklarını anlamaya çalışıyorlar. Yurtdışında sayısız örnek olduğunu bilsek de gerçekten kolları sıvadığınızda sizi neler bekliyor, nereden başlayacaksınız, 3 ay sonra, 1 yıl sonra nerede olacaksınız, gözünüzde canlandırabilmek, hele başlarda hiç kolay değil… Bir de bunu yöneticilerinize izah etme kısmını düşünün!

Aslında oyunlaştırma projelerinde işi karmaşıklaştıran nokta, uygulanabilecek çok çeşitli format ve fikir olması… Bu adımı kolaylaştırmak için aşağıdaki iki temel sorudan birine “evet” cevabı vermek işinizi çok rahatlatacaktır:

  • Oyunlaştırma tekniğini belirli bir kampanya için mi kullanmak istiyorsunuz? (Geçici, nispeten kısa süreli, kampanya bazlı)
  • Tıpkı bir sadakat programı gibi uzun soluklu bir uygulama mı istiyorsunuz? (Adımları ve devamlılığı planlanmış, uzun süreli bir dijital platformun/topluluğun üzerine yerleştirilmek üzere)

1) Kampanya bazlı oyunlaştırma: Eğer ilk seçenekle, kampanya bazlı gamification kurguları ile ilerlemek istiyorsanız, yapacağınız iş herhangi bir yaratıcı, katılımı yüksek ve entegre dijital kampanya sürecini planlamaktan çok da farklı değil… Burada önemli olan rekabet, yarışma, seviye atlama, statü kazanımı, avatar kullanımı, hediye verme ya da hediye kazanma gibi irili ufaklı pek çok oyun mekanizmasının kurgu içine dahil edilmesidir. Bunların dozuna, kurgunun ne kadar büyük bir kısmını oluşturacağına karar vermek de sizin elinizdedir. Zorlama olmayan, doğal ve akıllı şekilde kampanyaları tamamlayan kurgular, kullanıcılar tarafından kolaylıkla benimsenecek, uygulanacaktır. İleride, biraz da deneyimle ve kampanya verilerinin analizleri sayesinde, kullanıcıların hangi adımları atladığını, hangilerine itibar etmediğini çok daha kolay ön görecebileceksiniz zaten.

Ford’un, 2013 Ford Escape için ünlü gamification firması Badgeville ile 2012 Mart ve Mayıs ayları arasında yaptığı 6 haftalık kampanya, bu türe iyi bir örnektir. NBC’de yayınlanan Escape Routes isimli bu yarışmada Amerika genelinde seçilen altı ekip, 2013 Ford Escape’ler içinde yarışırken, halk da TV, web sitesi, telefon, sosyal medya platformları gibi tüm kanalları entegre bir şekilde kullanarak yarışmacılara destek oluyordu.

İzleyicilere verilen görevler arasında, programla ve programdaki yarışmacılarla doğrudan ilgisi olan görevler verildiği gibi, izleyicilerin evlerinde, dijital kanallar üzerinden yapacakları eğlenceli görevler de yarışma sürecine dahil edilmişti. Burada oyunlaştırme tekniğini, tüm kampanyanın şemsiye kurgusu gibi de kabul edebilirsiniz. EscapeRoutes.com üzerinde oynanan devamlı ya da ani açılan Flash oyunlardan, kullanıcıların içerik üretmesini teşvik eden kurgulara kadar her türlü kampanya etkileşimi düşünülmüş. Arkadaş daveti gibi en temel viral mekanizmalara kadar… Burada oyunlaştırmayı şemsiye kurgu yapan şey, tüm bu davranışların dönüp oyunlaştırma alt yapısına bağlanması ve bu katman üzerinde takip edilmesi, ödüllendirimesi, yönetilmesi… Yine bu katman, kampanya bittiğinde katılımcıların bıraktığı tüm davranış datasının da merkez üssü yanı zamanda.

İzleyicileri 6 hafta boyunca çepeçevre saran bu kurgunun etkileşim başarısının ne kadar yüksek olduğunu tahmin edebilirsiniz. Escape Routes örneğinde kampanyayı başarılı yapan, “haydi bir gamification projesi yapalım” hedefi değil; günümüz pazarlama dinamiklerinin zengin ama akıllı şekilde kullanılmasıdır.

Daha detaylı bilgi için www.escaperoutes.com/howitworks adresine bakabilirsiniz.

Gamification Fun

Devamı: Uzun süreli davranış yönetimi bazlı oyunlaştırma (2/3)

Posted in Gamification | Tagged , , , , | 2 Comments

Oyunla Oyunlaştırma (#Gamification) Arasındaki O İnce Çizgi

Gamification üzerine yazıp çizen biri olarak, misafiri olduğum hemen hemen tüm oyunlaştırma sohbetlerinde en çok karıştırılan konulardan birinin oyun ve oyunlaştırma arasındaki fark olduğunu sıklıkla görüyorum. Gamification çok yeni bir akım… Etrafında kafaları meşgul eden pek çok soru var. Pek çok önyargı, eksik ya da yanlış bilgi var. Oyun gibi oldukça geniş ve köklü bir endüstriden esinlenmiş yeni bir pazarlama trendi olarak, bu durum biraz da gamification’ın kaderi adeta… O yüzden sıklıkla karıştırılan konulardan birini, oyunla oyunlaştırma arasındaki farkı ele almak istedim bu yazımda.

Oyun, kendi başına amacı salt eğlence olan bir yapı. Amacı ise çok net, meraklılarının yani oyuncuların iyi vakit geçirmesini hedefliyor. Size verilen sürede yukarıdan düşen kutulardan kaçmak ya da istilacı uzay gemilerini vurmak da bir oyundur; restoran işletmek, çiftçilik, casusluk ya da karmaşık medeniyet savaşları gibi kurgular da… Tüm bu örneklerde amaç, oyuncuyu eğlendirmek, keyiflendirmektir.

Oyunlaştırmada ise asıl amaç asla eğlendirmek, “oyun oynatmak” değildir. Oyunlaştırma, oyunun kendisi gibi bir ürün değil, bir pazarlama yöntemidir.  Oyunlaştırmanın merkezinde sizin ürününüz ya da hizmetiniz, bir başka deyişle “asıl değer” dediğimiz ana işiniz yer alır. Oyun unsurları ise kullanıcının ilgisini çekmek ve korumak için bu “asıl değer”in etrafına yerleştirilir. Örneğin YemekSepeti.com için “asıl değer” online yemek siparişi işidir.  Doğal olarak Yemek Sepeti, Türkiye’nin en çok kullanılan sipariş portalı olmak ve kullanım oranını sürekli yükseltmek ister. Eğer YemekSepeti.com üzerine kullanıcı etkileşimini arttırmak amacıyla ödül sistemi, üyelik kaydınızın ne kadarını doldurduğunuzu gösteren bir “progress bar”, yemeğe meraklı kullanıcılar için eğlenceli bir statü sistemi gibi oyun unsurlarını eklemeye başlarsanız, işte bunun adı gamification olur. 

Oyunlaştırma mı, oyun mu?

Bugün gamification konusunda verilen en başarılı örneklerden biri LinkedIn’in, oyunla ya da oyun haline dönüşmekle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Buna rağmen LinkedIn, neredeyse en klasik oyun mekaniklerinden biri olan “progress bar”ı (ilerleme çubuğu) sitesine koymakla hepimizin çok sıkıcı bulduğu, doldurmaktan bucak bucak kaçtığı profil bilgilerini ciddi ölçüde doldurtmayı başarmıştır. Oyunlaştırmayı ilk uygulayan platformlardan olan eBay, kullanıcı katkısını isteyen ama pek çok kişinin bir türlü elinin değmediği ürün yorumlarını motive etmek için ünvanlar, “leaderboard” (skor tablosu) ve “badge”ler (dijital rozet) kullanarak gamification tekniklerinden faydalanmıştır.

Özünde oyun olmayan ama üzerine, etrafına oyun unsurları katmış olan her plaftorm birer oyunlaştırma örneğidir. Ve böyle bakınca oyunla oyunlaştırma arasındaki çizgi, aslında sadece isim benzerliği nedeniyle incedir. ;)

 

Posted in Gamification | Tagged , , | 2 Comments

SEO, Email Pazarlaması ve #Gamification (Oyunlaştırma)

Keşke web sitesinize ziyaretçi çekebilmek için sadece SEO yeterli olsaydı…

Hepimiz yeni açılan bir web sitesini için yapılması gereken ilk işlerden birinin SEO (search engine optimization) olduğunda hemfikirizdir. Internetin sonsuzluğu içinde ziyaretçilerin bizi bulmasını isteriz. Bunu başarmak içinse aranızın Google ile (hatta Bing ve Yahoo! da) iyi olması gerekir.  SEO hiç bitmeyen, sürekli devam etmesi gereken bir pazarlama çalışmasıdır. Arama motorlarından maksimum verim ve trafiği alabilmek için disiplinli ve tutarlı bir SEO stratejisi şarttır. Üstelik bu formül, sadece sizi başarıya götüren gizli bir sır da değildir. Rekabet halinde olduğunuz sayısız web sitesi, sizinle birlikte aynı doğrunun peşinde, arama motorlarının ve kullanıcıların dikkatini çekmek için yarışır.

Kullanıcılara ulaşmak ve onların tekrar tekrar sitenize gelmesini sağlamak için başvurduğunuz yöntemlerden biri de email pazarlamasıdır. Email pazarlaması ile izin alarak ulaştığınız kullanıcıları sitenize yönlendirerek ürün ya da hizmetlerinizin tanınmasını, benimsenmesini ve satın alınmasını sağlarız. Hepimizin her gün onlarca benzer email aldığını düşünürsek bunu başarabilmek hiç de kolay değildir aslında. Web sitenize ziyaretçi çekebilmek ve onları müşteriye çevirebilmek için şık tasarımlar ve düzgün içeriklerle donatılmış email’larınız hem benzerleriyle, hem spam filtreleriyle, hem de alıcılarınızın kısıtlı zamanlarıyla yarışır durur.

Ve derken sahneye gamification (oyunlaştırma) girer…

Yukarıda bahsi geçen dijital pazarlama yöntemlerinin her biri büyük dikkatle ve ciddiyetle yapılmalıdır. Ancak kullanıcı sadakatini kazanmak için web sitelerimizin kıyasıya yarıştığı uçsuz bucaksız dijital dünyada artık maalesef bunlar yetmiyor. Hepimizin hedefi sadık kullanıcılarımızı yaratmak ve çoğaltmak… Ve sadakat ödül istiyor, teşvik istiyor, motivasyon istiyor. Web’in bugün geldiği noktaya bakarak kesinlikle sosyal olmak istiyor.

Eğer mağazalarda, dükkanlarda, restoranlarda, cafelerde müşteri sadakatinden bahsediyor olsaydık, müşterilerimizin tekrar tekrar gelmesini teşvik eden şık sadakat kartları dağıtır, en sık gelenleri ya da en çok alışveriş yapanları “Ayın Müşterisi” ilan eder, resimlerini cafenin güzel bir köşesine asar ve hatta bu fiyakalı, ayrıcalıklı ünvan için müşterilerimizi yarıştırırdık. Tüm bunlar, eğer sağladığınız ürün ya da hizmetlerin kalitesinde de bir sorun yoksa mutlu müşterilerinizi gerçekten de mutlu eder, motive eder. Bu çalışmalar, müşterilerinizi kendilerini özel hissetmelerine yardımcı olur ve dükkanınızı yeniden ziyaret etmeye teşvik eder. İşte oyunlaştırma da kesinlikle aynı şeyi hedefler. Sizi ve aradığınızı bulduğunuz 0 web sitesini tekrar ziyaret etmenizi ödüllendirir. Ve üstelik de bunu sosyal bir şekilde yapar.

Bana sorarsanız gamification, eski, bildik sadakat programlarının eğlenceli , sosyal ve rekabetle zenginleştirilmiş online versiyonudur. Web sitesini (mağaza) ziyaret edersiniz, zaman geçirir ve içeriği kullanırsınız (ürün ya da hizmeti satın alır ya da tüketisiniz), tekrar tekrak siteye gelir, arkadaşlarınıza anlatır ve hatta onları da getirirsiniz. Marka ya da siteye bağlılığınızın sonucu olan tüm bu aksiyonlar, gamification denilen bu sistem tarafından zekice teşvik edilir. İşte bu yüzden müşterilerinizin sizi bulmasını ve sizinle kalmasını istiyorsanız, ödevinizi iyi yaptığınızdan emin olun. Web sitenizi optimize edin, kaliteli içerik sunun, ziyaretçilerinizle iletişim kurun ve tüm deneyimi daha kazançlı hale getirmek için oyunlaştırın.

Keyifli oyunlaştırmalar…

WSJ_Work and play by Michael Sloan

 

Posted in Gamification | Tagged , , , , | 1 Comment

SEO, Email Marketing and #Gamification

If only SEO were enough to attract your visitors to your website…

We all agree SEO (search engine optimization) is the first thing you need to accomplish when starting a website. You need to get found in the tremendous Internet space and to achieve that, you need Google (followed by Bing and Yahoo!) like you. As SEO is a never-ending practise, you continuously aim to improve your website to receive maximum amount of traffic from search engines. However, you are not alone in this race. Countless number of good websites compete with yours to attract and engage with your visitors.

In order to reach your visitors and keep them coming back, you do email marketing. You ask for visitors’ permission to be able to invite them to your website regularly hoping to make or repeat business. You design nice-looking emails and provide good content with smart call-to-action. Then you sit back and hope your email is read among so many, clicked on and triggers the action you wish your reader to take.

Then comes gamification…

All of the above should be done and done with utmost care and consistency. However when we all compete for the sustainable attention of the visitors, it is simply not enough. We all yearn for loyal visitors for our website and loyalty needs to be rewarded and encouraged. Looking at the current state of the Web, it definitely needs to be social, too.

If we were talking for brick and mortar stores, we would hand out these nice-looking loyalty cards to promote repeat customers, honor them with the title of  the Customer of the Month and put their picture the on the store wall and even make them compete for the honor. These would definitely motivate the happy customers to come back again and again given the products and/or services offered are of good quality. These would make them feel special and feel good about their choices of visiting the store again. So, gamification aims exactly at the same thing. It is designed to reward you and your visiting back the website on top of the fact that the website offers what you are searching for. And it does it socially, too.

Gamification, to me, is the online version of good-old loyalty programs, but in a fun and social way spiced up with competition, too.  You visit the site (the store), you spend time on the site and engage with the content (buy/consume the product/service), come back again, tell your friends about this great site and bring them along, too. All of these actions out of your loyalty to the brand or the site are smartly promoted and motivated in this system called gamification. So, if you want to get found by your customers and want them stay with you, make sure you do your homework right. Optimize your site, offer great content, communicate with them and gamify the whole experience to make it rewarding.

Happy gamifying…

WSJ_Work and play by Michael Sloan

 

Posted in English | Tagged , , , | Leave a comment